Ekmeğini taştan çıkardı. Alnının teriyle kazandı.
Ömer Seyfettin sözleri ve hayatı
Ömer Seyfettin, 1884’te Gönen’de doğmuş hikâye yazarıdır. Askerî okullarda eğitim gördü ve subay olarak çeşitli yerlerde görev yaptı. Balkan Savaşı sırasında esir düştü; İstanbul’a döndükten sonra askerlikten ayrılarak öğretmenlik ve yazarlığa ağırlık verdi. Kabataş’ta edebiyat dersleri verdiği yıll…
Ömer Seyfettin kimdir?
Ömer Seyfettin, 1884’te Gönen’de doğmuş hikâye yazarıdır. Askerî okullarda eğitim gördü ve subay olarak çeşitli yerlerde görev yaptı. Balkan Savaşı sırasında esir düştü; İstanbul’a döndükten sonra askerlikten ayrılarak öğretmenlik ve yazarlığa ağırlık verdi. Kabataş’ta edebiyat dersleri verdiği yıllarda üretimini sürdürdü. 1920’de, otuz altı yaşındayken hayatını kaybetti. Kısa ömrüne rağmen Türk hikâyeciliğinde kalıcı bir etki bıraktı.
Genç Kalemler dergisindeki Yeni Lisan hareketinin öncülerindendir. Yazı dilinin konuşulan Türkçeye yaklaşmasını savundu; hikâyelerinde de bu düşünceyi uyguladı. Çocukluk anıları, askerlik tecrübeleri, tarihî olaylar ve günlük hayattaki çelişkiler eserlerinin farklı kaynaklarını oluşturur. Açık bir olay örgüsü ve beklenmedik sonuçlar yanında ironiye de sıkça başvurur. Kahramanları üzerinden ahlaki seçimleri ve toplumsal yanılgıları görünür kılar.
Kaşağı, Falaka, And, Diyet ve Pembe İncili Kaftan tanınmış hikâyeleri arasındadır. Efruz Bey çevresindeki metinlerde gösteriş ve yapay aydın tavrını eleştirir. Onun eserlerinden alınan cümleleri okurken anlatıcıyla kahramanın sesini ayırmak önemlidir. Bir karakterin sözü, yazarın kendi hayatı hakkında söylediği bir özdeyiş değil, kurduğu hikâyenin içindeki bir ifadedir.
Kaleminden kalanlar.
İşte şehirde yaşamak da bir türlü esirlikti.